varlıktan ötesi: insan

2020, insan olmak üzerine kendime not:sen de bir tomurcuktun buna inan.

Varoluşunun ilk kıvılcımını nerede ararsan ara karşında dirilen bir tabiatın en diri, en olgun ve en acımasız varlığı olmayı başaran sen. Hangi mevsimin ve coğrafyanın içinde ‘ruh’ kavramını somut kılmaya çalışırsan çalış, suyun kalbi ve rüzgarın nefesi kadar soyut kalan sen. Bir varlıktan ötesi, varlığın bilinmez temelinde sürüklenen bedenin ve sana bahşedildiğine inandığın o düşünme becerin ile sana sunulmuş olan yaşama, aynı cömertlikle ihanet eden tek canlı belki yine sen. Bugün idealleri ve inandığı her ne ise uğrunda kendi yaşamını ikinci plana atabilmiş, kendisini ötelemiş, kendisini yok sayabilmiş olan da potansiyeline bile bile ihanet etmeyi seçip varlığını taçlandırmayı reddeden de aynı kalıplarda, aynı oksijenin ve sonsuz ufukların altında var olabilme mücadelesi veriyor. Baktığın zaman görüyorsun ki -ve kesin ki- şartlar adil değil dünya üzerinde. Biliyorsun ki birileri her zaman biraz daha fazla çabalamalı, birilerinin çabasıysa ona sunulanı korumak üzerine olmalı. Sen, kendini nerede konumlandırdığın konusunda kendi içindeki davayı karara bağlamış olabilirsin belki, 2020 yılında varlığının ve içinde bulunduğun yaşam kavgasının canlı hatırası olarak barındırmayı seçtiğin bu yazıyı, yıllar sonra ve hatta günler sonra dahi okuduğunda kendini bir başka kavganın, bir başka mücadelenin üzerine odunlar taşır halde bulacak olan kesinlikle sensin. Değişiyorsun, değişimin karşısında ne kadar diretirsen bir o kadar keskin değişiyorsun. Dalgaları taşıyan deniz değil, dalgaların ulaştığı kayalıklar yıpranır daima dedikleri gibi, yıpranan kayalıklar oluyorsun. Sana dalgaları ulaştıran rüzgarlardan, yağmurlardan ve o dinmez azimden geriye yalnızca yıpranmaz bildiğin doğrularının nasıl da eriyip dökülebildiği gerçeği kalıyor. Bu yüzyılı reddediyorsun fakat karşılığında ne bu yüzyılı ne de bu yüzyıldaki ”seni” değiştirmek için yaptığın hiçbir şey yok. Sana sunulan bedene, akla ve mantığa haksızlık etmekten çekinmediğin anların apaçık farkındasın, sana sunulana ya da senin bir şekilde sahip olduklarına karşı yüzün hiçbir zaman tam anlamıyla ”ak” olamadı. Hiçbir zaman hak ettiğine sahip olduğunu düşünmedin -ki sana düşünme, düşündüğünün üzerine düşünebilme ve düşündüğü her neyse sistematik olarak işe koşabilmesi yetisi verilmişken- ve bunu yapmaktan çoğu zaman bilerek geri durdun, kaçtın. Sorguluyorsun, sen ”var” olabildiğin sürece devam edeceğini bilerek sorguluyorsun. Vardığın sonuçlar var ve varmak üzere oldukların. Büyüyorsun, bir yanın hep çocuk -o yanın çok güzel, onu hiçbir zaman büyümeye teslim etme- sıkıca sarıl o çocuğa. Kalıplardan daima uzak kaldın, bundaki başarını sürdür: sıradan olma. Sıra dışı olma konusunda bir çabaya asla girmedin, yine girme. Kendi standartlarınla inşa ettiğin varlığını bir yüzyıl öteye taşıyacak olan yine senin kendine olan inancın. Birçok inançtan vazgeçebilirsin – ve vazgeçtin de – fakat kendine olan inancını ne olursa olsun korumaya çalış. Bulutun ardında da olsa güneş orada, gece de olsa güneş yarın sana tekrar ulaşmak için orada: kendine iyi bak, daima kendine bak.

her şey dair karakter sınırlı düşünceler için: https://twitter.com/azotedeki
nasıl başladığımız için: başlangıç
yazı sonrası dinlemen için: ufak bir mola

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir