karanlığın inadı neden?

Karanlık bir edebiyat mümkün. Fakat karanlığın bu inadı neden?
karanlık bir edebiyat mümkün

Gecenin yarısı ve gözlerimde bir boşluğu kapatmaya çalışırcasına asıldığım is kaplı perde. Evet! Ben geçtim bütün bu yollardan, evet benim bıraktığım izleri takip ediyor şimdi ne kadar yırtıcı kuş varsa. Karanlık, gelsin üstüme diye haykırdığım zaman bilemezdim Ay ışığının gözlerime öyle usulca sızacağını. Ben kimsesizlik nedir bunu bozkırın ortasındaki bir ağaç gölgesinde bildim. Karanlık nedir? Benim için uzak neresiyse karanlık orasıdır. Ben de gerilmiştim bir vakit Tanrı’nın karşısında, benim de diyecek birkaç çift lafım vardı elbet ona. Dilimin ıssızlarda yolunu bulamayacağını nereden bilebilirdim? Evet, gece ve üstüme çöken tüm ağırlığı. Evet, seni kaldırmaya gücüm elbette yetecektir! Şimdi tekrar koşuyorsam eğer ayak bileklerime kadar borçlu muyum sana? Yıldızlarla anlaşmak istemeni anlamak mümkün fakat kaç kişi anlar dilinden yıldızların? Tekrar ediyorum gündüz, bir kanadını cılız ormanlarda bırakmış bir serçe midir ki gözlerimde onu alıp avuç içlerinde saklayasım gelir? Geceden korkum neden? Korkumu kesintisiz inkâr edişim. Asla boyun eğmem sana bunu bilmelisin. Elinde hükümran bir renk cümbüşü yoksa benim elimdeki kurumuş boyalar dahi saltanatına her vakit bir tehdittir! Evet, varlığım pek tabii sana bir tehdittir! Evet, gece yarıları bütün eriyen mumları toprağın kalbine gömen benim. Usulca doğruldum hakkım olanı almak için ve o vakit bana ilk öğrettiğin şey oldu: yasak nedir? Yasak, senin yolunda inkârın sesidir. Bu gece de yollara çıkacak tüm insanlar, ay kırıklarını birer birer toplamaya çalışacak hepsi: gökyüzünü yeniden inşa etmek mi? Hayranlık duyduğum nadir yanın. Muazzam bir evreni tek kıvılcımdan peydahlamış olman. Hangi ressamın fırça darbeleri şu kâinatı canlı tutabilir? İşte belki aralıklarla da olsa karanlığın inadına sana dizini vuran bu kalabalık yalnızca gökyüzüne âşıktır. Evet, günün sonunda gözlerimi kapadığım o müthiş an, o kaygısız ve bir kuş tüyü kadar hafiflediğim o an: bana bu dünyada yaşadığımı kanıtlayacak olan nedir? Her uyku bir ölüm provasıdır. Ve her uyanış, her sabah, her gün ışığı bir Tanrı ki can versin tekrar insana. İşte ben, böyle vakitlerde suyun kulağına, gideceği coğrafyaları üfler gibi yaradılışı üflüyorum. İşte ben böyle karanlıkların inadına, avuçlarımdan evrenin her noktasına umut saçıyorum. İşte ben, her şeye rağmen, her yerde insan olan. İşte, ben.

rezil olma sanatı için buna bir tık

diğer yazılar için buna bir tık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir